Konu: Aşılar
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06-12-2008, 08:32 AM   #4 (permalink)
Nehir
Evin Hanımı
 
Nehir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 2.603
Tecrübe Puanı: 10
Nehir isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

ROTA VİRÜS AŞILARI; Rota virüsler tüm dünyada bebekler ve küçük çocuklardaki şiddetli ishalin en önemli nedenidir. Yaşamın ilk 5 yılında, hemen her çocuk ishale neden olan bu virüs ile enfekte olmaktadır.Dünya çapında rota virüslerin her yıl 111 milyonun üzerinde gastroenterit (mide-bağırsak enfeksiyonu) vakasından ve yaklaşık 600.000 ölüm vakasından sorumlu olduğu tahmin edilmektedir. Bu ölüm vakalarının %82'sinin gelişmekte olan ülkelerde olduğu hesaplanmıştır ve bu da her gün yaklaşık 1205 çocukluk çağı ölüm vakasına eşdeğerdir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde rota virüs hastalığı sıklığının benzer düzeyde olması, bu hastalığın sadece su kalitesi, sağlık önlemleri yada hijyen koşullarını iyileştirmeyle kontrol altına alınamayacağını düşündürmektedir. Şiddetli rota virüs gastroenteritinin güncel tedavisi sıvı-elektrolit kaybının önlenmesidir. Bu tedavi şiddetli ve ölümcül enfeksiyon sayısının azaltılmasına yardımcı olmakla birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, ölüm oranları kabul edilemez düzeyde yüksek kalmaktadır. Bu bulgular, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yüksek hastalık düzeyi ve ilişkili maliyetle birlikte, rota virüs nedenli hastalığı önlemek için yeni, daha etkili halk sağlığı stratejilerine kuvvetle gereksinim duyulduğunu vurgulamaktadır. Aşılamanın, şiddetli rota virüs hastalığı sıklığı üzerinde önemli derecede etkisi olabilecek tek kontrol yöntemi olduğu bilinmektedir. İlk rota virüs enfeksiyonundan sonra, çocukların %88'inin ağır gastroenterite karşı korunduğu bildirilmiştir. Bu nedenle doğal enfeksiyonu taklit eden ve iki (rotarix) veya üç (rotatec) doz halinde uygulanan zayıflatılmış aşı, koruyucu bağışıklık meydana getirmesi ve ağır ishal ve sekellerinden (örneğin, sıvı kaybı, hekime başvurular ve hastaneye yatırmalar) korumalıdır.

Rota virüsler her yerde bulunabilmektedir ve dünyada 3-5 yaş arasındaki çocukların %95'i virüsü almaktadır. Dünya çapında her yıl, rota virüslerin 5 yaş altındaki çocuklarda, yalnızca evde bakım gerektiren 111 milyon gastroenterit atağına, polikliniğe başvuruyu gerektiren 25 milyon vakaya, 2 milyon hastaneye yatırılma ve 440.000 ölüm vakasına neden olduğu hesaplanmaktadır. Daha yeni tahminler, medyan ölüm vakası sayısının 600.000'e kadar çıkabileceğini düşündürmektedir. Bu 5 yaşına kadar hemen hemen bütün çocukların bir rota virüs gastroenteriti atağı yaşadığı, yaklaşık 293 çocuktan birinin rota virüs hastalığı nedeniyle öleceği anlamına gelmektedir.Rota virüs yılın her ayında saptanmakla birlikte, ılıman iklimli gelişmiş ülkelerde hastalık kış ağırlıklı mevsimsel bir model göstermektedir. Rota virüsler ileri derecede bulaşıcıdır ve en sık bulaşma yolu dışkı-ağız yoludur. Virüs çevrede uzun süre kalabildiğinden, bulaşma kişiden kişiye bulaşma, kirlenmiş su içilmesi yada yiyeceklerle ve oyuncak yada yemek hazırlama tezgahları gibi bulaşmış yüzeylerle temas sonucunda olabilmektedir. Virüs ellerde saatler boyunca ve katı yüzeylerde günler-haftalar boyunca yaşayabilir, insan dışkısında 1 haftaya kadar bulaşıcı durumda kalabilmektedir ve içme suyunda haftalar boyunca yaşayabilir, ayrıca solunum yoluyla da bulaşma olabileceğini düşünülmektedir.Kusma ve ishal şiddetli olduğunda etkili bir sıvı ve elektrolit dengesinin sürdürülebilmesi için genellikle ağızdan sıvı tedavisi (ORS) gereklidir. ORS etkili ve çoğu zaman yaşam kurtarıcı olmakla birlikte, hastalığın nedenini değil, sıvı kayıplarını tedavi etmektedir, rota virüslere karşı etkili olacak antiviral ilaçlar da bulunmamaktadır. İnvaginasyon, bir incebarsak bölümünün diğeri içine girmesi şeklinde bir bağırsak tıkanması şeklidir,barsak tıkanması vakalarının %80-90'ı 3-36 aylık çocuklarda ortaya çıkar. En yüksek risk altındakiler 3-12 aylık bebeklerdir ve invajinasyon iyi beslenmiş erkek çocuklarda daha sık ortaya çıkmaktadır, barsak tıkanması olan çocukların yaklaşık %10'unda daha önce ishal öyküsü (özellikle rotavirüs) veya yeni geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü, nadiren de Meckel divertikülü, barsak polipleri, intestinal duplikasyon gibi doğumsal barsak problemleri veya barsak lenfoması , Henoch-Schoenlein purpurası, kistik fibroz da neden olarak görülür.Klinik olarak barsak tıkanmasında aralıklı, ciddi şeklinde karın ağrısı, kusma ve kanlı sümüklü karışık dışkılama olur; şok ve ateş 24-48 saat sonra ortaya çıkar. Çoğu bebek tam olarak iyileşirse de invaginasyon hemen tedavi edilmediğinde yaşamı tehdit eden bir durumdur. 63 bin bebeği içeren bir çalışmada rotavirüs aşılarının invajinasyona neden olmadığı gösterilmiştir.

Rotarix ağızdan uygulanan bir aşıdır ve yaşamın ilk 6 ayında 2 doz olarak uygulanmaktadır. 1. doz en erken 6 haftalığa kadar yapılabilir ve 2. dozdan önce en az 4 hafta beklenir. Aşılama kürü 6 aylık olduğunda tamamlanmış olmalıdır. 3.-5. aylarda uygulanan 2 doz Rotarix ile herhangi bir rota virüs gastroenteritine karşı koruyucu etkinlik %82'ye kadar çıkmaktadır.Rotatec ise 5 rota virüs suşu içeren 3 doz olarak uygulanan diğer yeni rota virüs aşısıdır.Her iki aşıyla ilişkili ciddi istenmeyen olaylar bildirilmemiş ve beklenen reaksiyonların sıklığı, aşı ve aşı uygulanmayan-plasebo gruplarında birbirine yakın bulunmuştur.Rutin aşılamalarla eşzamanlı olarak uygulanan rotavirüs aşılarının güvenirlilik ve yan etki sıklıkları, öksürük/burun akıntısı, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, ateş yada kusma açısından aşı yapılmayan-plaseboya benzer bulunmuştur. Klinik deneyim, Rota virüs aşılarının diğer rutin çocukluk çağı aşıları ile eş zamanlı kullanımının, bu aşıların tek tek koruyuculuklarının etkilenmediğini göstermiştir.

MENİNGOKOK (benekli menenjit) AŞILARI; Neiseria meningitis, hem ara sıra, hem de salgın hastalıklara, ciddi hastalıklardan özellikle menenjit ve meningokoksemi'ye(kana bakterinin girmesi) neden olmaktadır. Hemofilus influenza tip b aşısının rutin olarak uygulandığı ülkelerde çocukluk çağında ve genç yetişkin yaşlarda bakteriyel menenjitlerin en sık nedeni olarak dikkat çekmektedir. Meningokoksemi de başlangıç anidir,ateş, titreme, halsizlik, isteksizlik ve ilk etapta alerjik görünümlü, kızamık benzeri veya cilt içi kanamalar tarzında döküntü bulunabilir,ağır vakalarda cilt içi kanama, yaygın damar içi pıhtılaşma, şok, koma ve ölüm uygun tedaviye rağmen birkaç saat içinde gelişebilir.5 yaş altında sık görülen meningokok enfeksiyonlarının en sık görüldüğü yaş, 3-5 ay arasındadır, klinik bulgu vermeyen üst solunum yolu bakteri taşıyıcılığı toplumda sık görülür ve ciddi hastalıklara neden olur, solunum yolu ile ve damlacık yoluyla insanlara bulaşır, uygun tedaviye rağmen hastalar 24 saat daha meningokok enfeksiyonunu bulaştırabilirler, kuluçka süresi 1-10 gün arasında değişmekle birlikte genellikle 4 günden daha kısadır.Temas olanlarda hastalığın yayılmasını ve oluşumunu önlemek için, ev halkı, özellikle küçük çocuklar,son 7 gün içinde kreş ve bakım evinde teması olanlar,saptanan hastayla öpüşme, diş fırçası veya çatal-kaşık aracılığı ile teması olanlar,son 7 gün içinde ağızdan ağza solunum yaptıranlar, hasta çocuk ile aynı yerde uyuyanlar ve yemek yiyenler Kemoproflaksi denilen antibiyotik korumasına acilen alınırlar. Tercih edilen ilaç genellikle rifampin' dir ve 10 mg/kg ( 600 mg aşılmaz) 12 saatte bir, toplam 4 doz, 2 gün önerilir, 1 ayın alında olan yeni doğanlara 5 mg/kg'dan rifampin uygun dozdur. Seftriakson kas içi tek doz (12 yaş altında 125 mg; 12 yaş üzerinde ve yetişkinlerde 250 mg) olarak kullanıldığında A tipi meningokok boğaz taşıyıcılığının yok edilmesinde çok daha etkilidir. Aynı şekilde çocuklarda kullanılmamakla birlikte siprofloksasin yetişkinlerde meningokok korumasında ağızdan tek doz 500 mg verildiğinde etkilidir. Önemli noktalardan biriside hasta çocuğa hastaneden taburcu olmadan önce, tedavisi seftrikason veya sefotaksimle yapılmamışsa, mutlaka rifampin şeklinde antibiyotik tedavisi verilmelidir.

Aşı, tek doz olarak 0,5 ml derialtı uygulanır, riskin yüksek olduğu 2 yaşın altındaki çocuklarda etkinliğinin çok sınırlı olması ve etkinliğinin çok kısa süreli olması 4'lü polisakkarit meningokok aşısının rutin olarak kullanılmasının önündeki en önemli engeldir. Ancak polisakkarit meningokok aşısı serogrup C tarafından oluşturulan salgınların kontrolünde etkilidir.Genel kullanımdaki polisakkarit aşı 2 yaş üstünde uygulanmalıdır. Ancak zorunlu şartlar altında 3 aya kadar olan çocuklara kısa süreli korunma sağlamak amacı ile uygulanabilir,3-18 ay arasındaki çocuklara 1 ay ara ile 2 doz aşı yapılır,Dörtlü polsakkarit meningokok aşısı rutin olarak meningokok enfeksiyonları için yüksek risk altında olanlara uygulanmalıdır;dalağı alınanlar, geç kompleman eksikliği gibi kalıtsal bağışıklık eksikliği bulunanlar, menenjit kuşağına seyahatler, haç ibadeti için Suudi Arabistan'a gidecek olanlar gibi, ayrıca meningokokların neden olduğu salgınlarda, salgının kontrol altına alınması için 4'lü aşı kullanılabilir. Aşılama; hem yetişkinler hem de çocuklar için tek doz 0,5 ml olarak derialtı yol ile önerilir. Tekrar aşılama özellikle yüksek risk altındaki kişilere (örneğin hastalığın sık olarak görüldüğü yerlerde kalanlara) ve özellikle ilk aşısı 4 yaşından önce yapılmış olan risk altındaki çocuklara önerilir ve uygulama 2-3 yıl sonra tekrar aşı yapılması şeklindedir. Yetişkinler ve büyük çocuklar için ilk aşıdan 3-5 yıl sonra aşı tekrarlanabilir, meningokok enfeksiyonu olan kişilerle yakın teması olanlara antibiyotik koruması verilmesi birincil kontrol yöntemini oluşturur.

BCG (VEREM) AŞISI;Tüberküloz önemli bir halk sağlığı sorunu olup, yılda 1.7 milyon insanın ölümüne neden olmaktadır, Canlı bir aşıdır. Genelde BCG aşısının tüberkülozdan koruyucu etkisinin %70-80 oranında olduğu kabul edilir. Canlı BCG, günümüzde tek ve en etkili aşı olma özelliğini korumaktadır. İnsanlarda aşının en büyük yararı miliyer tüberküloz ve tüberküloz menenjit gibi hastalığın ağır şekillerinin gelişmesini büyük ölçüde %80 azaltmasıdır.BCG aşısının terk edildiği ülkelerde tüberküloz menenjit gibi hastalıklar artmaktadır.BCG aşısı mesane kanseri gibi bazı kanser tedavilerinde de kullanılmakta ve bağışıklık sistemi üzerindeki bazı etkileriyle astım, atopi ve diğer alerjik hastalıklarının sıklığını da azalttığı düşünülmektedir. BCG aşısı, sol omuza deri içi olarak yapılır, diğer aşılarla aynı anda yapılmasında sakınca yoktur. Aşı teknik olarak doğru yapılmışsa deri üzerinde 6-8 mm çapında beyaz küçük bir kabartı oluşur ve 15-20 dakika sonra kaybolur. Aşının etkinliğini azaltmamak için enjeksiyon yerine tendürdiyot sürülmemeli, mikropların üremesini önlemek için aşı yeri flaster ile kapatılmamalıdır. BCG aşısı yanlış bir teknikle deri altına yapıldığında deri altı apsesi (%2 görülür) ve ülserleşen büyük bir yara ve koltukaltında lenf bezi iltihabı gelişebilir, kitle aşılamalarında bu problemin görülme olasılığının 2 yaştan küçüklerde % 4 oranında olduğu bildirilmektedir,en sık görülen sorun olan abse ve lenf bezi iltihabı 3-9 aylık bir süre sonunda kendiliğinden iyileşir, lenf bezi çok büyükse ve ülserleşme eğilimi gösteriyorsa çıkarılmalıdır, ilaç tedavisinin etkin olmadığı gösterilmiştir. BCG aşısı doğumsal veya edinsel bağışıklık yetersizlik durumlarında yapılmaz.Türkiye'de günümüzde 2. veya 3. ayda ve ilköğretim 1. sınıfta olmak üzere 2 doz verem aşısı uygulanmaktadır.
Nehir isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla