Konu: Aşılar
Tekil Mesaj gösterimi
Alt 06-12-2008, 08:31 AM   #2 (permalink)
Nehir
Evin Hanımı
 
Nehir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 2.585
Tecrübe Puanı: 10
Nehir isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart

POLİOMİYELİT-ÇOCUK FELCİ AŞILARI ; Çocuk felci özellikle ılıman iklim kuşağındaki gelişmekte olan , hijyen koşullarının yetersiz olduğu ülkelerde yaygın olarak görülen, ancak tüm dünyayı etkileyen bir hastalıktır. Aşısız olan bir kişi çocuk felci virüsü ile karşılaştığında %90-95 hiçbir klinik bulgu vermemektedir.Ancak paralitik-felçle sonuçlanan enfeksiyon formlarından birisiyle hastalık gelişirse %5-10 ölüm, ve %40 sakatlıkla sonuçlanan bu hastalığın özgül tedavisinin olmaması, aşı ile korumayı ön plana çıkarmıştır.Amerika ve Avrupa'da sokak çocuk felci virüsüne artık rastlanılmamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde 1980-1994 yılları arasında 133 felçle sonuçlanan poliomiyelit vakası bildirilmiş ve bunların 125'i (%94) ağızdan çocuk felci aşısı -OPV ile ilişkili olarak, aşıya bağlı çocuk felci olarak saptanmıştır. Ülkemizde ise gerek bulunduğu coğrafi lokalizasyon ,gerekse çocuk felcinin aralıklı olarak görüldüğü ülkeler ile komşu olması ve aşılama oranlarındaki yetersizlikler ağızdan çocuk felci aşısı-OPV'nin kullanılmasını şimdilik zorunlu kılarken, ağızdan çocuk feci aşısı ile ilişkili çocuk felci görülmesi nedeni ile ölü çocuk felci aşısının-(IPV) uygulamasını da şiddetle gündeme taşımaktadır.

BOĞMACA AŞILARI; Halen dünyada yılda 355.000 çocuğun bu hastalıktan öldüğü tahmin edilmektedir. Boğmaca bir bakterinin neden olduğu bir solunum yolu enfeksiyonudur. Bazı vakalarda bakteri akciğer hava keseciklerine kadar ilerleyerek, boğmacadan ölümlerin %90'ından fazlasından sorumlu olan boğmaca zatürresine yol açar.Ölüm riski yaşa bağlıdır, Üç aylıktan küçük çocuklarda %50 gibi yüksek oranlar bildirmiştir. Beş yaşından sonra son derece nadirdir. Boğmaca mikrobunun bilinen tek konağı insandır. Bakteriler solunum yoluyla, büyük damlacıklar aracılığıyla, hastayla yakın temas sonucu bulaşır. Diğer birçok çocukluk çağı enfeksiyonunun aksine, boğmaca kız çocuklarında daha fazla görülür.

Dünya üzerinde çok sayıda farklı aşılama şeması kullanılmaktadır. Ancak bunların çok azı bilimsel verilere dayanır. Bütün şemalarda ilk yaş içerisinde 3 doz aşılama ve 15-24 ay arasında birinci, 4-6 yaş arasında da ikinci olmak üzere iki tamamlama dozu yer alır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği rutin aşılama şemasında 2.,3. ve 4. aylarda aşılama yapılır, 15-18. aylarda ilk rapel uygulanır, ancak DBT aşısının son rapeli ilkokul 1.sınıfta, yani çocuk 6 yaşını doldurtuktan sonra yapıldığı için ikinci boğmaca rapeli uygulanmaz.

Aşı yerinde kızarıklık, şişme, ağrı ve Sistemik olarak Ateş (38 °C), halsizlik, huzursuzluk, kusma, iştahsızlık, sürekli olağan dışı ağlama, Hipotoni-hipofleksi-şok hali, havale nöbetleri aşının yan etkileridir. Tam hücreli boğmaca aşısı endotoksin gibi çok sayıda toksik madde içerdiğinden, aşıya bağlı reaksiyonların fazla olması şaşırtıcı değildir, diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Tam hücreli boğmaca aşısının rutin uygulamasıyla, boğmaca kontrol altına alınmıştır. Ancak, Japonya'da aşının yan etkileri sonucu 1974 ve 1975 yıllarında aşıya bağlı çocuk ölümlerinin görülmesi nedeniyle 1975 yılında Japon Sağlık Bakanlığı boğmaca aşısının ilk dozunu 2 yaşına kaydırmış ve aradan geçen 2 yılda aşılanma oranının çok düşmesi sonucu boğmaca salgınları ortaya çıkmıştır. Aşıdan yan etkileri nedeniyle uzaklaşma sonucu oluşan dünyadaki bu salgınlar, yan etkisi daha az olan boğmaca aşılarının geliştirilmesi için devlet desteğiyle firmaların çalışmaya başlamasını sağlamış, ve asellüler denilen hücresiz, koruyuculuğu yüksek ve yanetkileri ileri derecede azaltılmış hücresiz boğmaca aşılarının uygulamaya girmesi ile sonuçlanmıştır. Aşının uygulama yaşı ülkeden ülkeye değişmektedir. Türkiye'de sağlık bakanlığı tarafından 2.3.4. aylarada ve 15-18 aylıkken olmak üzere tam hücreli formda aşı uygulanmaktadır.

KIZAMIK-KIZAMIKÇIK-KABAKULAK (MMR) AŞILARI; kızamık ; kuluçka süresi 10-12 gündür; 2-4 gün süren hastalık öncesi dönem ateş, mide bulantısı, göz zarı iltihabı, nezle ve bronşitle karakterizedir. Ateş takip eden günlerde yükselir ve kızamığın kesin bulgusu olan Koplik lekeleri döküntüden 1-2 gün önce yanak içinde belirir.Koplik lekeleri döküntü başladıktan sonraki 1-2 gün içinde görülebilir. Döküntü ; genellikle temastan 12-14 gün sonra baştan başlayarak kol-bacaklara 3-4 gün içinde yayılır, yüz ve gövdede daha belirgindir ve başlangıçta basamakla solar; yayıldığı şekilde baştan başlayarak kaybolur. Kızamık döküntüden önceki 2-4 gün ve sonraki 4 gün bulaşıcı kabul edilir.Kızamık sonrası orta kulak iltihabı (%7-9), zatürre (%1-6), kızamık ensefaliti (1/1000-1/2000) ve ölüm (1/10000) görülebilir. Aşının yaygınlık kazanmasından sonra bile her yıl dünyada kızamığa bağlı yaklaşık 2.1 milyon ölüm olduğu tahmin edilmektedir. Çocuklarda ölümlerin %60'ından sorumlu olan zatürre daha sıktır; beyin iltihabı (ensefalit) ise erişkinlerde daha sık görülür. İkincil bakteriyel enfeksiyonlar ve virüsün yaptığı bağırsak etkisine bağlı ishal gelişmekte olan ülkelerde kızamığa bağlı sık ölüm nedenlerindendir. Kızamık sonrası stafilokok bakterisiyle enfeksiyonlarda sık görülür. Kızamığın diğer bir önemli komplikasyonu olan subakut sklerozan panensefalit (SSPE) nadir bir yavaş ilerleyen ancak yıkıcı bir beyin hastalığıdır. Kızamıktan ortalama 7 yıl sonra, yine ortalama 9 yaşlarında ve erkeklerde daha sık görülür. Kızamık aşısından sonra SSPE hastalığında belirgin bir düşüş gözlenmiştir. Aşıya bağlı SSPE riski varsa da, bunun doğal enfeksiyona göre 1/10 veya daha az olduğu bilinmektedir. SSPE sıklığı aşıdan önce 1 milyon kızamık hastasında 8.5 iken, bu oran aşılamadan sonra 1 milyonda 0.7 vakaya düşmüştür.

Kızamık mevsimsel artış gösteren, tüm dünyada yaygın ve aşılanmamış toplumlarda tüm topluma yayılabilecek kadar bulaşıcı bir hastalıktır. İnsandan insana büyük damlacıklarla, yakın temasla bulaşır.Aşı deri altı olarak verilir. Birkaç çalışmada kas içi enjeksiyonunda etkisinin aynı olduğu gösterilmiştir. Her aşı dozunda az miktarda neomisin vardır. Aşının koruyucu etkisi %90-95 civarında bulunmuştur.Gelişen antikor testlerinin yardımı ile anne antikor varlığının 11.aya kadar pozitif olduğu, bu nedenle aşılamanın 12 aydan sonra yapılmasının aşı başarısızlığını önlemek ve uygun korumayı sağlamak için gerekli olduğu gösterilmiştir. 12 ay ve sonrası aşılananlarda kızamık oranı %1.7, daha önce aşılananlarda %6.2 bulunmuştur. Ayrıca gelişmiş ülkelerde kızamık genellikle 3 yaşından sonra görüldüğünden, 15 aylıkken bir doz aşılama korunma için yeterli olmaktadır. 15 aylık ve sonra yapılan aşılama ile aşı etkinliği %95 ve üzerinde bulunmuştur. Bütün gelişmiş ülkeler rutin aşılama programlarına 4-6 yaşta ikinci bir MMR aşısı uygulamasını eklemiştir.

Aşının yan etki oranı oldukça düşüktür. Aşılananların %5-15'inde 39.4 °C ve üzerinde ateş görülebilir. Ateş genellikle aşıdan 5-6 gün sonra başlar ve ortalama 2 gün sürer. Kızamıkta görülen ateşin tersine, kişide rahatsızlık yaratmaz ancak ateşli havalelere zemin hazırlayabilir. Döküntü aşılananların yaklaşık %5'inde görülür; aşıdan 7-10 gün sonra başlar ve 2-4 gün sürer. Aşıdan sonraki 30 gün içinde ortaya çıkan ensefalit gibi merkezi sinir sistemi sorunları bildirilmiştir. Bu yan etkilerin 3.6 milyonda 1 olarak görüldüğü bildirilmiştir. Saptanan ensefalit vakaların aşıya bağlı bir yan etkiden çok, tesadüfi olarak geliştiği düşünülmektedir.

Genel olarak yüksek ateş, bağışıklık noksanlığı, hamilelik, neomisine karşı ağır allerji hikayesi varsa, 3 ay içerisinde kan ve kan ürünleri verilmişse aşı yapılmamalıdır. Yumurta alerjisi göreceli bir aşıya engel olarak kabul edilebilir.

Kabakulak, bir virüs grubu tarafından meydana gelen akut, bulaşıcı ve kana virüs girişi ile seyreden çok sayıda organı ilgilendiren bir hastalıktır. Tükrük bezinin tek veya çift taraflı ani gelişen, ağrılı şişliği en sık bulgudur. Diğer tükrük bezlerinin, merkezi sinir sisteminin, pankreasın ve testisin etkilenmesi de sıktır. Hastalık %30 oranında hiçbir bulgu vermez.Kuluçka dönemi 12-25 gün arasında, ortalama 18 gündür. Tükrük bezi iltihabından önce 1-2 gün süren iştahsızlık, baş ağrısı, mide bulantısı, kas ağrıları gibi bulgular görülebilir. Bu bulgular olmadan tek veya çift taraflı tükrük bezi tutulumu ilk bulgu olabilir. Tükrükbezi iltihabı ile beraber genellikle orta dereceli ateşte vardır.İki taraflı tükrük bezi tutulumu daha sıktır, diğer tükrük bezleri daha az sıklıkla tutulur.Özellikle ergenlik sonrasında diğer organların tutulumu tükrük bezi iltihabından önce, birlikte, sonra veya tükrük bezinde şişme olmadan görülebilir. Tükrük bezi iltihabından sonra epididimoorşit denilen testis iltihabı ve beyin-beyinzarı iltihapları en sık rastlanan bulgulardır. 15 yaşından büyüklerde komplikasyon %50'lere yaklaşırken, daha ufak yaş gruplarında en yüksek oran %28, genel komplikasyon riski ise %8.6 olarak bulunmuştur. Komplikasyonlar erkeklerde daha sıktır.Kabakulak beyin-beyinzarı iltihabı; ense sertliği, şuur dalgınlığı, baş ağrısı, havale ve ciddi davranış bozuklukları şeklinde ortaya çıkabilir. Erkeklerde daha sık görülür ve 7 gün kadar sürebilir. Kabakulağa bağlı beyin-beyin zarı iltihabının sonucu genellikle iyidir, ancak sağırlık, yüz felci ve nadirde olsa zihinsel-davranışsal gerilik, omurilik iltihabı, beyincik etkilenmesine bağlı denge bozukluğu ve hidrosefali (beyinde beyin-omurilik sıvısının toplanması) görülmüştür.Ergenlik sonrası erkeklerin %20'sinde testis iltihabı görülür; genellikle tek taraflıdır, yine tükrük bezi şişmesi olmadan da görülebilir, ancak sıklıkla tek testis tutulduğundan, kısırlık çok nadirdir. Kabakulağın şeker hastalığı ile de ilişkisi gösterilmiştir. İçkulak sinir hücrelerinin virüsle direkt hasarına bağlı sinirsel tip işitme kaybı görülebilir. Sağırlık şiddetli, ani, tek taraflı ve kalıcıdır ve bulgu vermeden geçirilen kabakulak enfeksiyonundan sonra da işitme kaybı görülebilir.

Virüs solunum yolu ile veya ağız yolu ile virüs içeren damlacıkların geçişi ile bulaşır.İlk yaş içerisinde anneden geçen antikorlara bağlı olarak, kabakulak enfeksiyonunun çok nadirdir. Kabakulağın 1 yaş altında koruma oranının düşük olması ve nadir görülmesi nedeni ile MMR aşısı ile 12-15 aylıkken aşılama önerilmektedir. Tek olarak yapılan kabakulak aşısı ve MMR aşısının koruma oranlarında farklılık yoktur.

Kabakulak aşısı doğumsal veya edinsel bağışıklık yetmezliği olanlarda, kan ve kan ürünlerinin verilmesinden 3 ay sonrasına kadar ve hamilelikte yapılmaz. Aşı hafif ateşli hastalığı olanlarda, ilaç tedavisi olarak kortizon alanlarda, yumurta, tavuk, tavuk tüyü ve neomisine karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu geliştirmiş olanlarda aşının getirdiği risk ve fayda oranları hekim tarafından değerlendirildikten sonra yapılabilir. Ancak belirtilen alerjik reaksiyonları olanlarda risk yüksektir.

Kızamıkçık (Rubella); kuluçka dönemi 14-21 gündür. Temastan sonra ilk hafta hiçbir bulgu yoktur. İkinci haftada özellikle ense ve kulak arkası lenf bezi büyümeleri görülebilir. İkinci haftada virüs kana geçer, hafif ateş, bulantı, göz zarı iltihabı görülebilir. Lenf bezi büyümesi bu dönemde belirgin olarak ortaya çıkar.Kuluçka döneminden sonra yüz ve boyunda döküntüler belirir, ancak hafif olduğundan fark edilmeyebilir. 1-3 gün içinde tüm vücuda yayılıp kaybolmaya başlar.

Doğumsal kızamıkçık; Hamileliğin erken dönemlerinde olan enfeksiyon genellikle körlük, geç dönemlerinde ise sağırlıkla sonuçlanır. Ancak hangi dönemde olursa olsun tüm organ sistemlerini tutabilir. İlk 2 hafta en önemli dönemdir, takiben 4 hafta içinde anne karnındaki bebekte enfeksiyon riski azalır. 16-20. haftalar arasında sadece sağırlık bildirilmiştir. Kızamıkçık tüm dünyada yaygındır ve salgınların aşılamadan önce daha çok bahar aylarında ve 7 yıllık aralarla büyük salgınlar şeklinde olduğu bilinmektedir.Aşının koruyucu etkinliği %97-100 arasında değişmektedir. A.B.D.'de aşı 15 aylıkken yapılmaktadır.Doğumsal kızamıkçığın önlenmesi için en etkili ve direkt yol doğurganlık çağındaki kadınların aşılanmasıdır.Neomisine karşı alerjik şok geliştirmiş kişilere aşı yapılmamalıdır. Aşı insan hücrelerinde üretilir, ancak MMR' deki diğer virüsler kanatlı hayvan dokularından elde edildiği için, MMR kombine aşının yumurta alerjisi olanlara uygulanmasında dikkatli olmak gerekir. Kan ve kan ürünlerinin verilmesinden 2 hafta öncesinden 3 ay sonrasına kadar aşı yapılmaması önerilmektedir.Aşı hamilelikte kesinlikle yapılmaz, aşıdan sonra en az 3 ay hamile kalınmamalıdır. MMR aşısı deri altı uygulanır, önemli bir yan etkiye neden olmaz. Daha çok içerdiği kızamık aşısına bağlı olarak hafif ateş, aşıdan 7-10 gün sonra döküntü ve kızamıkçık aşısına bağlı döküntü lenf bezi büyümesi görülebilirse de, bu yan etkiler son derece nadirdir. Kombine aşılama tek aşı uygulamasından daha fazla bir yan etki riski taşımamaktadır.

MMR aşısı için uygun yaş 15. aydır. Özellikle erken dönemde ortaya çıkan kızamık vakalarını kısmen de olsa önleyebilmek için gelişmiş ülkelerde MMR' nin uygulama yaşı son 2 yıldır 12-15 ay olarak belirtilmektedir. 12-15 yaşta koruyucu değerlerin altına inildiğinin saptanması üzerine 1989 yılından beri ilkokul öncesi (4-6) ikinci MMR dozu uygulanmasına başlanmıştır.
Nehir isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla